Hakkımızda

TESAM HUKUK KÜRSÜSÜ

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukuk sistematiği kıta avrupası hukuku üzerine kurulmuş, medeni hukuku İsviçreden, ceza hukuku ve anayasa modeli Almanya’dan, idare hukuku ise Fransa’dan iktisap edilmiştir.

Hukuk, salt olarak vatandaşın uyması zorunlu olan kurallar bütünü değildir. Bir ülkenin hukuku o ülke içinde yaşayan milletin kültürünü, gelenek, görenek ve adetleri yanısıra birtakım karakteristik özelliklerini de yansıtır. Bu sebeple iktisap denilen bir kanunun aynen alımı işlemi, yalnızca ortak kültür ve tarih bilincindeki veya en azından büyük oranda benzerliğe sahip olan milletler için ideal bir yöntemdir.

Türk milleti farklı etnik köken ve dinlere sahip bir yapıda olsa da büyük çoğunluğu müslüman ve Türk olan bir toplumdur. Roma İmparatorluğu, Selçuklu Devleti, Osmanlı Devleti ve son olarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hüküm sürdüğü anadolu toprakları yüzyıllar boyunca çevresinden göç almış ve bir kültür havuzuna dönüşmüştür. Anadoluya göç eden farklı etnik köken ve dinden birçok halk göç sırasında yanlarında kendi kültürlerini, danslarını, dillerini ve en önemlisi hukuklarını getirmişlerdir.

İlk olarak 1839 yılında Sultan Abdülmecid tarafından ilan edilen Tanzimat Fermanı ile Türk hukukunda değişim süreci başlamış, bunu yine Sultan Abdülmecid döneminde ilan edilen Islahat Fermanı takip etmiştir. Sonraki süreçte 1876 I. Meşrutiyet, 1909 II. Meşrutiyet, Batı’dan bazı kanunların iktisapı, 21′ ve 24′ Anayasaları Türkiye’nin modern hukuk sisteminin inşasında temel olmuştur.

I.Dünya savaşı, Kurtuluş savaşı gibi zorlu süreçlerden geçilmesine rağmen yapılması elzem olan hukuk reformu en kolay ve sağlıklı yol olan iktisap yoluyla yapılmış, Türkiye’nin yüzünü batıya dönmesindeki önemli bir aşama olmuştur. Nitekim, iktisap edilen kanunlar, kültür ve toplum yapısı farklı olan Avrupa’ya ait olduğu için birtakım uyuşmazlıklar zaman içerisinde kendini göstermiştir.

İlk anayasamız sayılabilecek 1876 Kanun-i Esasi’den günümüze kadar anayasamız sayısız defa değiştirilirmiş, çoğunlukla askeri darbelerin ardından yazılmıştır. Türkiye’nin darbelerle mücadele süreci kuşkusuz en çok hukuku etkilemiştir. Askeri darbelerin mevcut anayasayı askıya alarak yaptığı sonraki anayasalar darbecileri ve devleti koruyan bir kalkana dönüşmüş, darbelerle geçen son yarım asırda Türkiye, insan haklarını ve bireyi esas alan bir hukuk anlayışı yerine, devlet aygıtını esas alan bir hukuk anlayışına sahip olmuştur. 10 Aralık 1948 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile ilk defa insan hakları hukuki bir belge haline getirilmiş ve Birleşmiş Milletlerce kabul edilmiştir. 20. yy’ın ikinci yarısında insan hakları hukuku üzerine yapılan akademik çalışmalar, kurulan sivil toplum örgütleri ve medya aracılığı ile hak bilinci oluşturulmaya çalışılmışsa da Türkiye bu süreci kaos, çatışma, krizler ve darbelerle geçirmiştir.

Türk hukukunun bu süreçlerden etkilenerek, günümüz dünyasına ayak uydurmakta zorlanır hale geldiği maalesef bir gerçektir.

TESAM HUKUK ALANINDA NEYİ AMAÇLIYOR?

TESAM Türkiye’nin 21. yy’da bölgesinde ve Dünya’da bir güç merkezi haline gelmesi amacıyla yine Türkiye’nin öz sorunlarına çözüm önerileri getirmek için akademik çalışmalar yürütmektedir. Ülkemizin ihtiyacı olan yapısal reformların başında ise hukuk reformu gelmektedir.

İnsan hak ve özgürlüklerinin teminat altında olduğu, bireyi esas alan ve hukukun üstünlüğünün egemen kılındığı bir hukuk düzeni Türkiye’nin tek kurtuluşudur. Devletin varlık sebebi insandır, “insanı yaşat ki devlet yaşasın” usulü bu hakikati işaret eder. Bu sebeple hukukun olmadığı yerde özgürlük olmaz, özgürlüğün olmadığı yerde ise ekonomi ve teknoloji gelişemez, sanat ve felsefe geri kalır. 21. yy.’ın Türkiye’sinin hukuk alanında en acil ihtiyacı TESAM Başkanı M. İlyas BOZKURT‘un “Altın Üçgen” olarak tanımladığı “inanç, fikir ve teşebbüs” hürriyetleridir. 

Bu minvalde TESAM Hukuk Kürsüsü başta Türk Hukuk u olmak üzere, hukukun her alanında çalışmakta, kongre, panel, konferans gibi akademik etkinliklerin yanısıra görsel ve yazılı yayınları ile de Türk akademisine katkı sunmayı amaçlamaktır.

TESAM Hukuk Kürsüsü think tank faaliyetleri ile beraber yılda iki defa düzenlediği Hukuk Akademileri ve staj programları ile genç hukukçular yetiştirmekte ve ülkenin yetişmiş beyin gücü ihtiyacına da katkıda bulunmaktadır.

Kapalı